image block

GERİCİ SOLLA HESAPLAŞMA ZAMANI

Epey bir zamandır bir gerileme yaşadığımız muhakkak! Bu gerilemedeki “entelektüel” seviyenin katkısı yabana atılamayacak boyutta. Muhafazakarından liberaline varıncaya dek entelektüel seviyenin içindeki pek çok grup gerilemeden sorumlu. Ancak, “gerici sol” olarak ifade edilmesi gereken grubun gerilemede oynadığı rol üzerinde yeterince durulmadığı aşikar. Bu yazıda gerici solun gerilemede en büyük paylardan birine sahip olduğunu ve onunla muhakkak hesaplaşılması gerektiğini tartışacağız. “Tartışılmasına pek izin verilmeyen”, ona karşı eleştirel yaklaşanların anında lince uğradığı ve dolayısıyla çağın “duyarcılılığı” olarak görülmesi gereken bir sol yaklaşım yaşadığımız gerileme sürecinin en etkili güçlerinden biridir. Bu yaklaşım için Batı’da son zamanlarda, bazı çevrelerce, “gerici sol” (regressive left) kavramı uygun bulunmaktadır. Maajid Nawas, Sam Harris, Richard Dawkins, Bill Maher, Dave Rubin gibi bazı önemli entelektüeller, politik arenada ve entelektüel dünyada kendisini solun içinde konumlayan bir anlayışın irrasyonel, bir anlayış olduğunu ve dünyayı karanlığa, tiranlığa döndürmekten uzak olmayan bu anlayışın “gerici sol” anlayış olduğunu tartışmaktadırlar.

İlerleme Karşıtlığı

Gerici sol, “ilerlemeye” karşı geriletici bütün yaklaşımları bünyesinde toplamıştır ve dolayısıyla Aydınlanmacı geleneğe karşıt bir “sol” anlayışı temsil etmektedir. Çağımız görünürde demokrasi ve özgürlük çağı olduğundan, gerici solun kendisini “en” demokrat ve “en” özgürlükçü olarak nitelemesi, ona karşı girişilen/girişilecek olan bütün tartışmaların otomatik olarak “faşist”, “ırkçı”, “cinsiyetçi”, “doğa düşmanı” gibi en olumsuz sıfatlarla nitelenmesinin önüne geçmek olanaksız görünüyor. Örneğin, ulus-devleti insanlık tarihinin ileri bir aşaması olarak, nesnel biçimde, tanımlamak, gerici sola göre dışlayıcı, otoriter, ırkçı, faşist bir tavırdır. Tarihsel-toplumsal gerçekliğin ifade edilmesi bile gerici solu “çılgına çevirmeye” yetmektedir. Anında saldırganlığını ortaya dökmekte ve linç girişiminden sakınmamaktadır. Gerici solun temel özelliklerini şöyle özetlemek mümkün: gerici sol, “hoşgörü” adı altında geriletici tavırları görmezden gelmekte hatta desteklemektedir. Örneğin, bilime karşı açılmış “savaşları” hoşgörü adı altında “düşünce özgürlüğü” olarak gören gerici sol, ne kadar irrasyonel, mistik, ilkel, cani olursa olsun, bütün kültürleri birbirine eşitlemektedir. Anlaşılacağı üzere, gerici sol, kimlik siyasetine bayılmaktadır. Kültürel kimlik meselesini her derde deva görme sevdasına sahiptir. Gerici sol, “eleştiriyi” olanaksız hale getirecek bir özgürlük anlayışına sahip olduğu havasını yaratmaktadır: kendisinin iddialarının özgürlükçü olduğunu ve diğer bütün iddiaların özgürlük karşıtı olduğunu ilan eder ve bu nedenle de gerici sol ile tartışmak ve onu eleştirmek hemen hemen olanaksız hale gelir. Gerici sol, dolayısıyla, entelektüel sahanın çölleşmesinde büyük bir konuma sahiptir: konuşma, tartışma, ifade özgürlüklerini engellemektedir. Örneğin, sokak hayvanları sorununu, gerici solun duyarcılığının dışındaki bir yoldan çözmek niyetini ortaya koyan ve bunun tartışmaya açılmasını isteyen bir yurttaşın lince uğramama şansı var mıdır? Varsa bu ne orandaki bir şanstır?

Rasyonelliğe önem atfetmeyen bu gerici sol, çağın hastalıklarından biri olan gerçek ile gerçek-dışının yer değiştirmesi hastalığına en çok tutulan gruptur. Modern tıptan biyolojiye uzanan bilimlere karşı “göreceliliği” bir büyük değer olarak kabul ettirme hevesine sahip olan gerici sol, gerçeğin gerçek-dışı tarafından alt edilmesi savaşının öncüsüdür. Gerçekliği, kime göre “doğru” safsatasıyla parçalayan gerici sol, bunu en çok, bazı insan gruplarını “önceleyerek”, “ayrıcalıklı pozisyona yerleştirerek” yapmaktadır: geyler, lezbiyenler, kadınlar, Kürtler gibi kategorilere dahil olanların sadece bu kategorilere dahil oldukları için her daim ve her koşulda haklılığından emin olan gerici sol, bireysel değil kolektif yargılama, değerlendirme “yanlışlığına” sahiptir. Bu kategorik grupların üyeleri olarak kendilerini sunanların her beyanının haklılığına ve bu kategorilerin dışında olanların her beyanının haksızlığına hükmeden gerici sol, hem “eleştiri” özgürlüğünün önüne geçmekte hem de yeni eşitsizliklerin, adaletsizliklerin önünü açmaktadır.

Tam anlamıyla bir Aydınlanma deneyimini yaşamamış Türk toplumunda gerici sol ayrımlaştırıcı, dolayısıyla, geriletici işlevlere, Batılı toplumlardakine kıyasla, haliyle daha çok sahiptir. Ulusallığa ve ulus-devlete düşman olan (bakın karşı olan demiyorum düşman olan diyorum) gerici sol, Türklük kavramıyla sorunludur; Türk Edebiyatı, Türk toplumu gibi kavramları kullanmaya dirençli bir sol olduğu gibi, bu kavramları kullananların “faşist” hatta “ırkçı” olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle, ülkemizde gerici sol üzerinde daha ayrıntılı biçimde durulması icap etmektedir. Cumhuriyetin inşasını eleştirme adı altında itham eden, laik ulusal devleti baş düşman ilan eden gerici sol, son zamanlarda da devletin emperyalizmin maşası olan terör örgütleriyle mücadelesini “savaş çığırtkanlığı” diye küçümsemekte ve itham etmektedir. Devletin emperyalizmle mücadelesini yerinde bulan cumhuriyetçilere “dönek”, “kendini satan”, “iktidar yalakası” gibi aşağılayıcı nitelemelere başvurmaktan geri durmayan gerici sol, neredeyse “feodal toplum, modern toplumdan daha iyidir” diyecek kadar ileri gitmektedir. Geleneksel, feodal anlayışlara dayanan egemenlik ilişkilerinin hiçbir biçimde eleştirisinin yapılmadığı bu gerici sol çevrelerde aşiret gibi tarihin çöplüğüne atılmış olması gereken gruplara methiyeler düzen bir kimlikçilik başköşede durmaktadır. Kısacası, gerici solun bu ülkenin gerilemesinde ne denli önemli roller oynadığı ayrıntılı olarak incelenmek ve ortaya konulmak durumundadır.

Faşist olarak Damgalanmamız Garanti!

Gerici sol, esaslı olarak bir safsatadır: özgürlük gibi bütün insani değerleri ancak kendisinin bayraklaştırabileceğine inanır ve kendisine ilişkin yapılan/yapılacak her tartışmayı dışlayıcı, faşist, ırkçı, totaliter olarak niteleyerek tartışmayı olanaksızlaştırır. Örneğin, kadın-erkek ilişkisini neredeyse olanaksız kılacak düzeyde “içe kapanan kadıncılığı” alkışlayan, pohpohlayan gerici sol, konuya dair “çeşitli, farklı” anlayışların bırakın tartışılmasını, ifade edilmesini bile engellemektedir. Ya da başka bir örnek vermek gerekirse, terör örgütü PKK’nın bırakın kınanmasını, eleştirisini bile kabul edemeyen gerici sol, Türkiye Cumhuriyeti’ni savunan insanların linç edilmesi için bildiği bütün yolları kullanmaktadır. Gerici sol üzerine konuşmak ve yazmak, bu nedenle, zordur, bazılarına göre olanaksızdır. Zor görüneni, hatta olanaksız bulunanı yapmaya devam edeceğiz! Gerçeğin aydınlanması için cesaret göstermek boynumuzun borcudur!