image block

ATATÜRKÇÜLER VE ATATÜRK’Ü SEVENLER

Atatürkçülük, Atatürk’ü sevmek, saymak demek değildir sadece, fakat esasen ilkelerini benimsemek ve onlar uğruna mücadele etmek demektir. Yani Atatürkçü olmak için Atatürk sevgisi tek başına yeterli değildir. Bu yüzden Atatürkçüler ile Atatürk'ü (sadece) sevenler arasında bir ayrım yapmak gereklidir. Atatürk'ü sevenler bu toplumun çok büyük bir bölümünü oluşturuyor ama onun ilkeleri çerçevesinde politik kimlik inşa edenler toplumun dörtte biri kadardır. Her iki grup da, Türkiye’nin varlığı için çok önemlidir. Atatürk’ü (sadece) sevenleri Atatürkçüler olarak görürseniz, onların politik bir kimliğe sahip olmadıklarını ve politik eylem geliştirmede yetersiz olduklarını tespit edip Atatürkçülerin apolitik olduklarını sanabilirsiniz. Ancak, bir Atatürkçü politik tercihini yaşamın her alanında gösterir. Ulus-devleti destekler, uygun sendikaya, derneğe, kuruluşa üyedir, çocuklara, gençlere ve kadınlara her daim destektir ve politik etkinliklere katılır; politik mücadelede hep vardır; Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve daha niceleri “politikliklerini” canlarıyla ödemişlerdir ve daha nicesi de ödemeye hazırdır. En yaşlısından en gencine vatanı, onuru ve politik değerleri için her yerde vardır ve gerektiğinde her şeye hazırdır. Politik kimliği ve eylemi toplumsal ayrıştırma işlevi için tanımlamaz, aksine toplumsal dengeden yanadır. Kaos yaratma gibi bir işlevselliği benimseyen geleneklere dayanmaz. Toplanma, dirilme ve birlikte başarma türündeki uzlaşı amaçlı politik kimliği ve eylemi benimser. Böyle bir geleneğe yaslanır. Devlet ve hükümet ayrımı yapar ve devleti düşman addetmez. Politik eylem, zorunlu biçimde sistem karşıtlığına odaklanan ve şiddet içeren bir eylemlilik değildir onun için. Hukuku önemser ve meşruluğu eyleminin temeli yapar. Cumhuriyetçilik ilkesi gereği politik olmayı, politik sahaya ve etkinliğe katılımı benimser. Gereğinden fazla özenli olduğu düşünülebilir muhtemelen. Mücadelede kimlerle yan yana duracağını seçerken çok dikkatlidir. Kolayca kanmaz, bu nedenle ve her daim haklı çıkmak gibi bir huyu vardır. Bir de devleti kurtarmak esastır onun için, yıkmak değil. Bu nedenlerle onun politikliği bazılarına pek politik gelmiyor olabilir elbette.

ESAS MESELE

Bugün Türkiye’nin esas meselesi; toplumun temel kurumsal yapılanmalar üzerindeki uzlaşıyı kaybetmiş olmasıdır. Ekonomik, siyasal, epistemik/kültürel alanlar üzerindeki uzlaşının yeniden inşası elbette bir toplum anlayışını gerektirmektedir. Atatürkçülerin dayanışmacı toplum modeli, kamucu, karma ekonomik modele, cumhuriyetçi siyasa anlayışına ve Aydınlanmaya dayanmaktadır. Bu nedenle de Atatürkçü elini taşın altına koyandır ve dayanışma onun ruhunda vardır. Bu toplum için Atatürk büyük değerdir ve toplumun önemli bir bölümü ona saygı ve sevgi besler. Atatürkçüler uzlaşmacılığı hedefleyen politik kimlikleriyle Atatürk sevgisine sahip milyonlara ulaşma kapasitesine sahip yegane toplumsal kesiti oluşturmaktadır. Erzurum, Sivas Kongrelerinin arkasındaki esas gaye de elbette birlik olmak, toplanmak ve başarmak gayesidir. Atatürk’ü anmak için toplanmak da kuşkusuz yenilenmek, dirilmek ve birlik olmak için işlev sahibidir ve belirli politik ilkelere ve müşterek toplumsal değerlere işaret etmektedir. Saygı duruşunda bulunmak, anmak ve bu amaçlarla toplanmak deyim yerindeyse yeniden çoğalmak ve yeniden canlanmaktır. Çoğalmak ve canlanmak için “anma ayininde” toplanan Atatürkçüler’e yönelik “itham edici” tutuma ve dile sahip olanların Türkiye Cumhuriyeti sevdalısı olduklarını düşünmek olanaklı değildir. Birlikte düşünüldüklerinde, Atatürkçüler ve Atatürk’ü sevenler toplumda çok büyük bir kitleyi oluşturmaktadırlar ve diğer grupların çoğuyla da ortak bir dil tutturabileceklerdir; buradan çıkacak uzlaşı Yeniden toplumsal bütünleşmeyi mümkün kılacaktır.

Son olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin FETO ve PKK terör örgütlerine karşı mücadelesini destekleyen Atatürkçülerin “dönek”, “iktidar yalakası” olduğunu iddia edenlerin ciddiye alınamayacağını da belirtmemiz gerekiyor. Türkiye teröre ve terörizme karşı mücadelesini ciddiyetle sürdürmek ve başarılı olmak zorundadır. İçeride devleti ele geçirmeyi hedefleyen FETO ve uzantılarına ve dışarıdan Türkiye’ye saldıran PKK ve uzantılarına karşı mücadele Türk insanının üzerinde hemfikir olduğu ve her daim desteklediği mücadeledir. Emperyalizme ve teröre karşı mücadelede birlik olamayacaksak, hangi hususta birlik olacağız? Bu mücadelede yol gösterici Mustafa Kemal Atatürk’tür ve her kim yol göstericinin yolunda bu mücadeleye destek veriyorsa, muhakkak toplumsal bütünleşmeden yanadır. Bu vesileyle büyük Atatürk’ü bir kez daha saygıyla andığımı belirterek yazıyı bitirmeliyim.